Elveda!...


dostluk-viyana-elveda
Elveda

  Bir umutla çıkar gelir herkes Viyana’ya. 18-19 yaşındasındır ağır yük altındasındır ama geldiğinde her şey güzeldir, vizede yaşadığın sıkıntıyı hatta oradaki suratsız vize görevlilerini bile unutursun. Avrupa’da olmak güzeldir. Hayaller kurar, okulu bitirmek ve ülkesine çok farklı biri olarak dönmek. Bunu ben dahi herkes yapar, 4-5 yıl sonranın hayallerini kurmak…
  
  İlk gelirsin hiç Almancan olmadan hemen Deutschkurse (Almanca kursu) başlar. Yeni milletler tanırsın, yeni kültürler… Sonra onlara alışırsın ve herkes kendi dilinde bir şeyler öğretir. Kolombiyalı “Selamın Aleyküm” , İspanyalı “Nasılsın”, Vietnamlı “Hacı ne haber?” demeye başladığında ne kadar mutlu olursun. Almanca kursu kapısında Türkler tarafından çok farklı söylemler dolaşır. “Bu dönem bitiremezsek ülkemize yolluyorlarmış”, “Eğitim artık Türkçede verilecekmiş” bunlardan işine gelene sevinir, gelmeyene “yok sallıyorlar, inanmayın” , Almanca kötü notlar aldığımızda “bu hoca valla milliyetçilik yapıyor” iyi notlar aldığımızda “adam kötü adam ben çok çalıştım” dersin. İşte o zamanlarda yavaştan dökülmeler başlar. Bazıları hedeflerden şaşmaz devam eder, bazıları ise olmayacağını düşünüp memlekete döner.

  Sonra bir şekilde uzun ve ya kısa zamanda kurs biter. Artık Üniversitelisindir. Ailen, arkadaşların ve bütün herkes seni yavaş yavaş adam yerine koymaya başlar. Bunun verdiği yükle de okula başlarsın. Üniversitenin ilk dönemi herkes için zordur; dersleri anlamazsın, Almanca kursundaki gibi herkes senle konuşmaz, hata yaptığında düzeltecek öğretmenin yoktur. İlk dönem okulu tanımak ve sisteme alışmakla geçer işte tamda o sırada bir dökülme daha olur. İkinci dönemden sonra alışırsın. Artık ya devam edeceksin ya da bazılarının yaptığını gibi evlenip (dönerci, pizzacı, fırıncı) çalışacaksın. İşte tamda kırılma noktası bu zamanlardır. Bazı arkadaşlar tabi ki geri dönerken haklı nedenleri olabiliyor( maddi durum, ailede olan sıkıntılar) ama bazıları işin kolayına kaçmayı tercih ediyor. Devletin imkânlarını kullanmayı ve burada değişmemiş olan Türk kimliğini(İşçi) devam ettirmeyi tercih ediyor.
 
  Hedeflerini kısa süreli yaparsan hedeften şaşman işten bile değildir. Hedefleri uzun süreli tutmak ve bu uzun sürede periyodik olarak nereye geldiğine bakmak gerekir. Bu yolda yaşanılan zorluklar ve problemler hedeften şaşmamıza neden olmamalı. İlk geldiğinizdeki inancından hiçbir şey kaybetmeden devam etmek gerekir.

  Birkaç öneri diye soracak olursanız. Yanınızda hiçbir zaman karamsar insanları bulundurmayın, hedeften uzaklaştırmaktan başka bir şey yapmaz. Sizin gibi inançlı hedefe kitlenmiş birilerini bulun. (Bulamazsanız bana ulaşın ben sizi bu işe inandırırım :)). Eğer tekseniz biraz buralardan mezun olmuş insanların hayatlarını okuyun, hatta o kişilere mail atın fikir alış verişinde bulunun (Eğer bulamazsanız bana ulaşın ben o kişilerden örnek veririm :))
  
  Son olarak bu yazıyı bugün toplanıp görüştüğümüz Burak CAN arkadaşımız için yazdım. Kendisi 1,5 sene buradaydı. Acı tatlı birçok anımız oldu ve son olarak bazı nedenlerden dolayı gitme kararı aldı. Kendisine yeni hayatında başarılar diliyorum umarım her şey istediği gibi olur. Kendine iyi bak…
Not: Kalanlar! Bizim buradaki hayatımız devam ediyor. Hadi derse…

4 yorum:

  1. döktürmüşssün ünlü içimizde fırtınalar kopardın hesaplaşmalar oldu :)

    YanıtlayınSil
  2. Haftalardır bütün internet aleminde bir üniversite aday olarak,Viyanada öğrenci olmak adına birşeyler arıyorum.Fakat aracı kurumıarın fake profilleri ve bazı forumlarda bir kaç ufak yazıdan başka birşey bulamadım.Bu yazı herşeyi kafamda daha da netleştirdi.Yine de sormak öğrenmek istediğim çok şey var.Ellerine sağlık.

    YanıtlayınSil
  3. Sorma öğrenmek istediklerinizi iletişim bölümünden bana ulaşabilirsiniz.

    YanıtlayınSil
  4. Bugün rastgele karşıma çıktı bu yazın abi. Geçmişe baktığım zaman kendi adıma ne kadar doğru bir karar verdiğim aklıma geldi. Hepinizi seviyorum.
    Burak Can
    www.canburak.org

    YanıtlayınSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.